İlber Ortaylı'dan televizyonda 'korona' programlarına ayar!
Prof. Dr. İlber Ortaylı Hürriyet'teki köşesinde koronavirüs nedeniyle her akşam değişik kanallarda yapılan onlarca programa ve program konuşmacılarına eleştiri geldi.
İlber Ortaylı'nın bugün yazdığı yazıdan bir bölüm şöyle: "Televizyonlarda yapılan programlar mutlaka faydalıdır. An şart ki, kendi ilmi hesaplarınıza uygun olsa dahi her doğrunun her an, her yerde, herkese söylenmeyeceği düsturunu unutmayınız. "Bizim Küçük Asyamız tarihte salgını ilk defa görmüyor. Türkiye tarihinde veba salgını da var, difteri gibi şeyler de var, köyde şehirde çocuklarımız zaman zaman muhtelif hastalıklardan kırılmış. Ama çiçek aşısının ilk tatbik edildiği yer de bu ülke. 19. asırdan beri bazı serum ve aşılar geliştirilmiş. Kısacası Birinci Cihan Harbi’nde bütün dünyanın nüfusunu cephedeki askerden daha çok kıran, yok eden, influenza İspanyol gribi (ki Türkiye’de büyük nüfus tahribi yaptı) dışında bizim halk aslında büyük vurgunlara alışık değildir. Garip rakamları daha doğrusu fahiş şeyleri telaffuz etmenin manası yok. Her doğru, her zaman her yerde söylenmez. Allah göstermesin daha fazlası muhtemel olsa bile. Kaldı ki sırf matematik işlemlerle bazı şeylerin anlaşılacağına da inanmak zor. "Televizyon programlarında bazı spikerlerin her şeyi 2-3 kere tekrarlamasına lüzum yok. Anlaşılan seslerini ve sözde güzel telaffuzlarını(!) hafızamıza kazımak istiyorlar." 1930'LU YILLARIN EFSANESİ REFİK SAYDAM "Türkiye’nin büyük Sağlık Bakanı Refik Saydam’dır. "Daha Birinci Cihan Harbi’nde kolera ve dizanteriye karşı serumlar geliştirmekle işe başladı. "Dr. Refik Saydam Kuleli Askeri Lisesi’nde sonra Askeri Tıbbiye’de okumuş, Alman tıbbıyla Berlin ve Danzig’deki askeri akademilerde tanışmıştı. Balkan Savaşı’nda ordudaydı. Bakteriyoloji Enstitüsü’nü örgütledi. "Birinci Cihan Harbi sırasında hazırladığı tifüs aşısı literatüre geçmiştir. Birinci Cihan Harbi ve İstiklal Harbi’nin komutanları bile tifüs ve dizanterinin çarkından geçtiler. Dr. Refik 1919’da Samsun’a çıkan heyetteydi. "Refik Saydam 1930’lu yıllarda harikalar yarattı. Penisilin ve sülfamitlerin bilinmediği bir dünyada geliştirdiği aşılar ve serumla, fakir ülkede her şeyden önce yetişmiş insan sıkıntısı çeken, yetişmiş evlatlarının çoğunu harplerde kaybeden bir ülkedeki örgütleme faaliyeti dikkate şayandır. "Hitler’den kaçan Dr. Albert Eckstein ile çalıştı. Dr. Eckstein ve eşi Dr. Erna Türkiye’nin tıbbi yapısının gösterdiği problemler yanında başarılarını hayretle gözlemledi. 1942 yılında “A’dan Z’ye bozuk bir idaremiz var” diyen başbakan, Pera Palas’ta aniden öldü."
YORUMLAR